Dilbilgisel Yapıların Cebirsel Analizi ve Dağılma Özellikleri
Matematikte çarpmanın toplama üzerine dağılma özelliği şöyle ifade edilir:
Peki ya size Türkçe sözdiziminin de tam olarak bu kurala göre çalıştığını söylesem? Bir tümcenin öğeleri (A, B, C) ile yüklemi (X) arasındaki ilişki, matematiksel çarpma işlemi gibidir. Yüklemin bütün öğelerle "çarpma" girip girmediğini kontrol etmek, tümcenin sağlamlığını denetlemenin en kesin yoludur.
Yüklemin bütün öğelerle çarpma girip girmediğine bakarız. Eğer bir sözcük yüklemlen çarpma girmiyorsa, o sözcük o tümcenin öğesi olamaz.
"Deniz yeni kitabını okuyor."
Kontrol:
Deniz okuyor + yeni kitabını okuyor = Deniz yeni kitabını okuyor
"Hızlı, kırmızı bir araba yoldan geçti."
Burada x = araba (ad), sıfatlar ise a = hızlı, b = kırmızı, c = bir.
Bir tümce öğesi kendi içinde alt öğeler barındırabilir. Bu durumda iç içe parantezler kullanırız.
"Sınavdan önce kahve içmeyi çok severim."
Burada "Sınavdan önce" öğesi kendi içinde:
Türkçede dolaylı tümleçler, belirteç tümleçleri ve yan tümcecikler kendi içinde küçük tümceciğe benzer yapılar oluşturur. Bu yapılar ana tümcenin parantezi içinde alt parantezler olarak gösterilir.
Matematikte çarpma değişmeli bir işlemdir (AB = BA). Ancak Türkçede sıralama değiştiğinde anlam da değişir!
| Tümce | Matematiksel Gösterim | Anlam |
|---|---|---|
| "Buraya gel!" | A × B | Emir (doğal sıralama) |
| "Gel buraya!" | B × A | Emir (vurgu farklı) |
| "Kitabı okudu Ayşe." | B × A × X | Ayşe vurgulu (nesne önde) |
| "Ayşe kitabı okudu." | A × B × X | Normal sıralama |
İki basit tümce ortak bir öğe paylaşıyorsa, bu ortak öğeyi parantez dışına alabiliriz.
"Ahmet sinemaya gitti. Ahmet sinemada kayboldu."
"Ahmet (sinemaya gitti, sinemada kayboldu)."
veya daha doğal haliyle:
"Ahmet sinemaya gitti, orada kayboldu."
"Telefonunu aradım. Telefonunu bulamadım."
Ortak öğe: Telefonunu (X)
"Sabahları koşuya çıkar. Akşamları koşuya çıkar."
Bağlaçlar, matematikteki toplama işaretinin dildeki karşılığıdır. Ancak her bağlaç farklı "toplama" yapar.
| Bağlaç | Topladığı Birim | Matematiksel Karşılık |
|---|---|---|
| ve | Sözcükleri veya tümceleri | + (genel toplama) |
| ile | Yalnızca sözcükleri | + (sözcük düzeyi) |
| ama | Yalnızca tümceleri | + (tümce düzeyi, zıtlık) |
| ya da | Sözcükleri veya tümceleri | ∪ (birleşim) |
"Bu film uzun; ama eğlenceli."
(-) uzun + (+) eğlenceli = (+) sonuç
"ama" bağlacı zıt anlamlı tümceleri birleştirir; bir yanı olumlu (+), öbür yanı olumsuz (-) olur.
Türkçede olumsuzluk ifadeleri matematikteki eksi (-) işareti gibidir. İki olumsuzluk bir araya geldiğinde sonuç olumlu (+) olur!
"Söyleyecek söz mü kaldı?" → Kalmadı! (Kısmi olumsuzluk)
(-) × (+) = (-)
"Sen gitmezsen de ben gelmez miyim?" → Gelirim!
(-) × (-) = (+)
"Bu haberi daha önce duymamış değilim." → Duydum!
(-) × (-) = (+)
"Ne geldi ne aradı." → Gelmedi, aramadı.
(-) + (-) = (-)
"Ne... ne..." bağlacı kendisi olumsuzluk taşır; ek olumsuzluk gerektirmez.
Türkçenin matematiksel yapısı o kadar düzenlidir ki, anlamsız sözcüklerle bile dilbilgisel olarak doğru tümceler kurabiliriz.
"Mırıl mırılı mırılda mırılla mırılladı."
(A + B + C + D + E) × X formunda!
Bu tümcenin anlamsız olmasına rağmen dilbilgisel olarak doğru olmasının nedeni, Türkçenin her türlü adı eylem yapmaya elverişli olmasıdır. "-la/-le" ekiyle anlamsız bir sözcüğü eylem çekimine sokup yüklemli tümce kurabiliriz.
Türkçede bir sözcüğün tümcenin öğesi olabilmesi için anlamlı olması gerekmez; yalnızca yüklemlen çarpma girmesi yeterlidir.
Türkçede "herkes", "hepsi", "tümü" gibi sözcükler, küme mantığındaki evrensel kümeyi (universal set) temsil eder.
"Bütün öğrenciler ve bir öğrenci" → Yanlış!
"Herkes ve Ahmet" → Anlamsız!
Bu ifadeler anlamsızdır çünkü "herkes" kümesi zaten "Ahmet"i de kapsar. Matematikteki "bütün kalemler ve bir kurşun kalem" ifadesi gibi, küme dışında eleman bırakmaz.
Yüklem, tümcenin en önemli öğesidir çünkü bütün öğelerin ortak çarpanıdır. Yüklem yargıyı yükler.
"Merve okul arkadaşlarıyla parkta buluşacak."
"Parkta Merve okul arkadaşlarıyla buluşacak."
"Okul arkadaşlarıyla Merve parkta buluşacak."
Bu üç tümce matematiksel olarak eşdeğerdir (aynı öğeler, aynı yüklem), ancak vurgu farklıdır. Yüklemle en yakın öğe en önemli kabul edilir:
Türkçe, yapısal olarak son derece matematiksel bir dildir. Çarpmanın dağılma özelliği, parantezleme kuralları, işaret kuralları ve küme mantığı, dilin temel işleyişinde gizlidir. Bu matematiksel yapı, Türkçenin hem esnek hem de düzenli olmasını sağlar.
"Daha dikkatli bir gözle bakılınca kim bilir daha neler bulunur..."