Üniversite Sandığın Şey Değil
Yıllarca öğrencileri sınavlara hazırladım.
Binlerce deneme çözdük. Yüzlerce tercih listesi yaptık. Kazanılan bölümler için sevindik, kaçan puanlar için üzüldük. “Biraz daha çalışsaydın” dediğim de oldu, “olsun, burası da iyi” diye teselli ettiğim de.
Ve her yıl aynı cümleyi duydum:
“Hocam, kazandım… şimdi ne olacak?”
Sınav Kazandırmayı Öğrettik, Hayata Hazırlamayı Pek Konuşmadık
Uzun süre şuna inandık:
İyi bir lise → iyi bir üniversite → iyi bir gelecek.
Ben de bu zincirin içindeydim. Öğrencilerimi bu hedefe göre hazırladım. Çünkü sistem buydu. Çünkü yıllarca gerçekten işe yaradı.
Eskiden üniversite mezunu olmak büyük bir ayrıcalıktı. Okul sayısı azdı, mezun sayısı sınırlıydı. Üniversiteyi kazanan biri, hayatta da bir adım öne geçiyordu.
Ama zaman değişti.
Bugün Aynı Şeyi Söyleyemem
Bugün gönül rahatlığıyla şunu söyleyemiyorum:
“Bir üniversite kazan, gerisi gelir.”
Çünkü artık gelmiyor.
Eğitime erişimin artması çok kıymetli. Daha fazla gencin üniversiteye gidebilmesi başlı başına bir kazanım. Ama bununla birlikte;
- Nitelik sorunu yaşayan üniversiteler çoğaldı,
- Genç nüfus ciddi biçimde arttı,
- Sistem içindeki adaletsizlikler daha görünür hâle geldi,
- Ve diploma, tek başına anlamını büyük ölçüde yitirdi.
Bugün mezun olan ama ne yapacağını bilemeyen çok fazla genç var.
Derslere Giren Ama Hayata Giremeyen Öğrenciler
Şunu net bir şekilde gözlemliyorum:
Sadece derslere giren, sadece sınavlara çalışan, sadece not ortalamasına odaklanan öğrenciler mezun olduklarında büyük bir boşluk yaşıyor.
Çünkü dünya onlardan şunları da bekliyor:
- Bir yabancı dili gerçekten kullanabilmelerini,
- Kendilerini ifade edebilmelerini,
- Dijital araçlarla üretim yapabilmelerini,
- Teknolojiye uzak kalmamalarını,
- Sanatla, kültürle ve güncel meselelerle temas hâlinde olmalarını.
Bunların hiçbiri tek başına müfredatta yazmıyor.
Üniversite Artık Bir Fabrika Değil
Bunu kabullenmek zor ama gerekli:
Üniversite artık seni hayata otomatik olarak hazırlayan bir fabrika değil.
Ben bunu yıllar içinde, mezun olmuş eski öğrencilerimle konuşurken fark ettim. Aynı üniversiteden mezun iki öğrenciden biri çok iyi yerlere gelirken, diğeri yerinde sayabiliyor.
Aradaki fark diploma değil.
Aradaki fark;
- Üniversiteyi nasıl kullandıkları,
- Kendilerine ne kattıkları,
- Okulun sunduklarının dışına çıkıp çıkmadıkları.
Bugünün Üniversitesi Ne Olmalı?
Bugün üniversiteyi bir hedef değil, bir alan olarak görmek gerekiyor.
Denediğin, yanıldığın, öğrendiğin ve kendini donattığın bir alan.
Kulüpler, projeler, gönüllülük çalışmaları, üretimler, denemeler… Bunların hiçbiri “zaman kaybı” değil. Aksine, gerçek hazırlık tam olarak burada başlıyor.
Öğrencilere Samimi Bir Tavsiye
Yıllarca sınavlara hazırlamış biri olarak şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim:
Diploma hâlâ önemli. Ama artık sadece bir başlangıç anahtarı.
Asıl farkı yaratan şey;
- Merakın,
- Disiplinin,
- Üretme cesaretin,
- Ve kendinle yarışma isteğin.
Üniversiteden mucize bekleme.
Ama üniversiteyi doğru kullanırsan, kendin için çok güçlü bir zemin kurabilirsin.
Son Söz
Bugün bir öğrenciye vereceğim en net mesaj şu olurdu:
“Sınavı kazanmak bir eşik. Hayatı kazanmak ise senin inşa edeceğin bir süreç.”
Ve keşke bunu bize de daha erken söyleselerdi.
