Geleneksel Ebru’dan Yapay Zekâya: Sanat Üretimine Bir Bakış
Suyun Zekâsı, Makinenin Sezgisi
Ebru sanatında sanatçı üretmez; başlatır. Boyayı suya bırakmak bir eylemden çok bir eşiğe adım atmaktır. Ondan sonrası, insan iradesinin geri çekildiği bir alandır. Su yayılır, direnç gösterir, beklenmedik sınırlar çizer. Burada zekâ, niyetle değil davranışla kendini belli eder. Suyun zekâsı, düzen ile kaos arasındaki kararsızlıkta ortaya çıkar.
Yapay zekâ ile sanat üretiminde de benzer bir eşik vardır. Prompt yazıldığı anda sanatçı, dili kullanarak bir niyet alanı kurar; fakat sonuç bu niyetin bire bir karşılığı olmaz. Çünkü model, anlamı değil olasılığı izler. Ortaya çıkan imge ya da metin, söylenenin değil, söylenebileceklerin bir toplamıdır. Bu nedenle yapay zekâ çıktısı, daima biraz fazlalık içerir.
Bu fazlalık, sanatın alanıdır.
Fırça darbesi ile prompt arasındaki fark teknik değil, ontolojiktir sanılır. Oysa her ikisi de dünyaya yöneltilmiş çağrılardır. Fırça, maddenin sınırlarını yoklar; prompt, istatistiksel uzayın. İkisi de sonucu belirlemez, yalnızca mümkün kılar. Sanatçı, ne suya ne de modele tam anlamıyla hükmeder; sadece etkileşimi başlatır.
Burada sanatçının rolü üretici olmaktan çok seçici olmaya evrilir. Ebru teknesinde oluşan sayısız desen arasından birinin kâğıda alınması, rastlantının onaylanmasıdır. Yapay zekâda da benzer bir etik karar vardır: Üretilen çokluk içinden hangisinin “anlam taşımaya değer” olduğuna karar vermek. Sanat, bu karar anında belirir; çünkü değer, bolluk içinden çekilip çıkarılır.
“Emek” kavramı tam da bu noktada yeniden düşünülmelidir. Emek, yalnızca bedensel harcama değildir. Emek; belirsizlikle kurulan uzun süreli ilişkidir. Ebru’da bu ilişki suyla kurulur. Yapay zekâda ise belirsizlik, olasılık uzayının kendisidir. Her iki durumda da sanatçı, kontrol edemeyeceğini bilerek sürecin içinde kalır. Bu, modern anlamda bir üretim değil, sabır etiğidir.
Doğal olan ile yapay olan arasındaki karşıtlık, burada açıklayıcı olmaktan çıkar. Çünkü mesele maddenin kökeni değil, insanın konumudur. Sanatçı artık merkezde değildir; sürecin içindedir. Ne ebru sanatçısı suyun efendisidir ne de yapay zekâ sanatçısı algoritmanın. Her ikisi de sistemle pazarlık yapar.
Belki de bu yüzden şu cümle rahatsız edicidir:
Ebru’da suya güvenilir, yapay zekâda olasılığa.
Bu güven, teslimiyet değildir; bilinçli bir geri çekilmedir. Sanat, insanın her şeyi belirleme iddiasından vazgeçtiği anda görünür olur. Kontrol azaldıkça anlam yoğunlaşır.
Sonuçta ebru da yapay zekâ da aynı soruyu sorar:
İnsan, sonucu belirlemeden anlam yaratabilir mi?
Sanat, bu soruya verilen acele bir cevap değil; suyun yayılışını ya da modelin sapmasını izlerken geçirilen zamandır.
